4 Ekim 2010 Pazartesi

Namaz ile ilgili hadisler

NAMAZ

Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle anlatır:
Müslümanlar (muhacir olarak) Medine'ye geldikleri zaman toplanırlar ve namazların vakitlerini gözetlerlerdi. Namaz vakitlerini hiçbir kimse ilan etmezdi. Bir gün bu hususta konuştular. bazıları Hıristiyanların çanı gibi bir çan edinin; diğer bazıları da Yahudilerin borusu gibi bir boru olsun dediler. Ömer (Halkı) namaza çağırmak için niye bir adam göndermiyorsunuz? dedi. Allah Resulü (a.s.): "Ey Bilâl! kalk namaz için çağrıda bulun" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 568

Enes (r.a.) şöyle anlattı:
Bilâl'e Ezan lafızlarını ikişer ikişer, kamet lafızlarını da birer birer söylemesi emredildi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 569

İbn Ömer (r.a.) şöyle anlattı:
Allah Resulü'nün (a.s.) iki müezzini vardı. Birisi Bilâl, Birisi de a'ma olan İbn Ümmü Mektum idi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 573

Ebu Saîd Hudrî'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Müezzinin çağrısını işittiğiniz zaman siz de onun dediği gibi deyiniz."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 576

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu: "Namaza çağrıldığını işittiği vakit şeytan müezzin sesini duymamak için yellenerek hızla kaçar, müezzin susunca döner vesvese verir. Kameti işittiği zaman, sesini duymamak için yine kaçar. Müezzin susunca tekrar döner ve vesvese vermeye çalışır."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 582

Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle anlattı:
Allah Resulü'nün (a.s.) namaz kılışını gördüm. Allah Resulü, namaza başladığı zaman rükuya gitmeden evvel ve bir rükudan doğrulduğu zaman ellerini omuzları hizasına getirinceye kadar kaldırırdı. Secdelerde ise ellerini kaldırmazdı.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 586

Ebu Kılâbe (r.a.)
Malik b. Huveyris'i şu şekilde namaz kılarken gördüğünü haber vermiştir: O, namaza durduğu zaman tekbir alır, sonra ellerini kaldırırdı. Rükuya varmak istediği zaman ellerini yine kaldırır, rükudan başını kaldırınca da ellerini tekrar yükseltirdi. Hem de Malik b. Huveyris Allah Resulü işte böyle yapardı diye anlattı.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 588

Ebu Seleme b. Abdurrahman'ın (r.a.) göre:
Ebu Hureyre insanlara namaz kıldırırdı da her eğilip kalktıkça "Allah'ü Ekber" der idi. Namazdan çıktığı zaman Ebu Hureyre: "Allah'a yemin ederim ki, şüphesiz içinizde namazı Allah Resulü'nün namazına en çok benzeyeni benim" derdi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 590

Imran b. Husayn'in (r.a.) Mutarrıf b. Abdullah'tan rivayetinde Mutarrıf şöyle anlattı:
Ben Imran b. Husayn'la beraber Ali b. Ebu Talib'in ardında namaz kıldım. Ali, secde ettiği zaman, başını kaldırdığı zaman, iki rekâtın sonunda kalktığı zaman, her defasında "Allah'ü Ekber" demişti. Namazdan çıktığımız vakit Imran elimi tuttu, sonra: Vallahi bu zat bize Muhammed'in (a.s.) kıldırdığı namazı kıldırdı, dedi. Yahut da: bu zat bana Muhammed'in namaz kıldırışını hatırlattı, dedi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 594

Ubade b. Samit'in (r.a.) naklettiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: " (Namazda) Fatihatu'l-Kitab'ı okumayanın namazı olmaz."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 595

Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kıraatsız hiç bir namaz yoktur"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 599

Ebu Hureyre'nin (r.a.) anlattığına göre:
Allah Resulü (a.s.) Mescide girdi. Derken biri de girip namaz kıldı. Sonra Allah Resulü'ne gelip selam verdi. Allah Resulü selamı aldıktan sonra: "Dön de yeniden kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın," buyurdu. O kimse dönüp evvelce kıldığı gibi namazı tekrar kıldı. Sonra Peygamber'e gelip selam verdi. "Sana da selam olsun," dedikten sonra: "Dön de yeni baştan kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın," buyurdu. Ta ki Allah Resulü bunu üç kere yaptı. Nihayet o kimse: seni hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki bundan daha iyisini bilmiyorum. Bana (doğrusunu) öğret dedi. Allah Resulü (a.s.) buyurdu ki: "Namaza durduğun vakit başlangıç tekbirini al, sonrada Kur'an'dan kolayına geleni oku. Sonra rükuya varıp ta beden azaların yerleşmiş oluncaya kadar dur. Sonra başını kaldırıp ayakta (büsbütün) doğruluncaya kadar dur. Sonra secdeye var ve azaların yerleşinceye kadar kal. Sonra başını kaldırıp ta azaların yerleşinceye kadar otur. Sonra namazının bütününde de (aynen böyle) yap."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 602

Enes (r.a.) şöyle anlattı:
Ben Allah Resulü, Ebu Bekr, Ömer ve Osman ile namaz kıldım. Fakat onların hiçbirisinden Besmeleyi açıktan okuduğunu işitmedim.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 605

Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlattı:
Bir gün Allah Resulü (a.s.) aramızda bulunduğu sırada birden hafifçe uykuya dalmıştı. Sonra gülümseyerek başını kaldırdı. Biz: Seni güldüren nedir? Ey Allah'ın Resulü! dedik. "Hemen az önce bana bir sure indirildi" buyurdu ve: Biz sana gerçekten kevseri verdik, bunun için Rabbine ibadet et ve kurban kes; Asıl soyu kesik olan, o seni kötüleyendirayetlerini okudu. Bitirdikten sonra: "Kevser nedir bilir misiniz?" diye sordu. Allah ve Resulü en iyi bilendir dedik. Buyurdu ki: "O, bir nehirdir. Şanı yüce olan Rabbim onu bana vaat etti. Onun üzerinde pek çok hayır vardır. O bir havuzdur ki ümmetim Kıyamet günü onun başına gelecek. Onun kapları yıldızlar sayısıncadır. Derken içlerinden bir kul hızla çekilir, atılır. Ey Rabbim! O benim ümmetimdendir, derim. Hak Teala buyurur ki: Bilmezsin o (ümmet veya nefis) senden sonra neler neler uydurdu."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 607

Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlattı:
Allah Resulü'nün (a.s.) ardında namaz (oturuşun) da: Allah'a selam olsun, falana selam olsun der idik. Allah Resulü bir gün bize şöyle buyurdu: "Selam Allah'ın kendisidir. Herhangi biriniz namazda oturduğunda: Her türlü övgüler Allah'a döner ve ona aittir. Dualar Allah'adır. Güzellikler de ona aittir. Ey Peygamber, Allah'ın rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Bize ve Allah'ın salih kullarına selam olsun desin. Zira bu "Allah'ın salih kullarına" sözünü söylediği vakit göklerde ve yerde olan her salih kulu kapsamış olur. (Bundan sonra da:) Şahadet ederim ki Allah'tan başka mabud yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir. Bundan sonra istemekten (duadan) dilediğini seçer, yapar."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 609

Kaab b. Ucra'nın Abdullah b. Ebu Leyla'dan rivayetinde, Abdullah b. Ebu Leyla:
Bir kere Kaab b. Ucra benimle karşılaşınca şöyle dedi: Ey İbn Ebu Leyla! Peygamber'den işittiğim bir selat-u selamı sana hediye edeyim mi? (Bir gün) Allah Resulü (a.s.) yanımıza geldi. Bunun üzerine Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik. Fakat sana nasıl dua edeceğiz? diye sorduk. O bize şöyle deyiniz buyurdu: "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema sallayte ala ali İbrahim. İnneke hamîdun mecîd. Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed. Kema barekte ala ali İbrahim. İnneke hamîdun mecîd."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 614

Ebu Humeyd Saidî (r.a.) şöyle haber verdi:
Kendileri: Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl salat getirip dua edelim diye sormuşlardı. Allah Resulü: Şu duayı okuyunuz buyurdu: Ey Rabbim! Muhammed'e (şerîatını ve şefaatini) kutlu kıl, ailesine ve bütün ümmetine de rahmet eyle! nasıl İbrahim ailesine kutlu kıldın, rahmet ettinse! Muhammed üzerine şeref ve saadeti daim ve mübarek kıl. Kadınlarının ve bütün ümmetinin üzerinde de sabit ve mübarek kıl. Nasıl İbrahim ailesi üzerinde sabit ve mübarek kıldınsa. Ey Rabbim! Sen Hamîd'sin mecîd'sin!.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 615

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "İmam, Semiallahu limen hamideh dediği zaman sizler, Allahümme Rabbena leke'l hamd, deyiniz. Çünkü her kimin (böyle) demesi meleklerin (böyle) demesi ile aynı anda olursa geçmiş günahları bağışlanır."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 617

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "İmam, amin dediği zaman arkasından siz de amin deyiniz. Çünkü her kimin amin demesi meleklerin amin demesine uyarsa geçmiş günahları bağışlanır."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 618

Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatır:
Hz. Peygamber bir attan düştü de sağ yanı sıyrıldı. Biz hasta ziyareti yapmak için huzuruna girdik. Derken namaz vakti geldi. Pegamber (a.s.) bize oturarak namaz kıldırdı. Biz de onun arkasında oturarak namaz kıldık. Namazı bitirdiği vakit şöyle buyurdu: "İmam ancak kendisine uyulsun diye imam yapılmıştır. Öyle olunca o tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız, o secdeye gittiği zaman siz de secdeye gidiniz, o kalktığında siz de kalkınız, o semiallahu limen hamideh dediği zaman sizler, Rabbena ve leke'l-hamd deyiniz. O, oturduğu halde namaz kıldığı vakit hepiniz oturarak kılınız."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 622

Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:
Allah Resulü (a.s.) hastalandı. Sahabelerinden bir kısım halk ziyaret için yanına girdi, arkasından Allah Resulü (a.s.) oturduğu halde namaz kıldı. Hasta ziyaretine gelenler de ayakta dikilerek onun namazına uyup namaz kıldılar. Allah Resulü onlara: Oturunuz diye işaret etti. Onlar da oturdular. Namazı bitirdiğinde: "İmam ancak kendisine uyulsun diye imam yapılmıştır. Öyle olunca o, rükuya gittiği zaman siz de rükuya varınız, başını kaldırdığı zaman siz de başınızı kaldırınız. Oturduğu halde kıldığı vakit siz de oturarak kılınız" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 623

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "İmam ancak kendisine uyulmak içindir. Öyle ise imama muhalif hareket etmeyiniz. O, tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız. O rükuya vardığı zaman siz de rükuya varınız. Semiallahu limen hamideh dediği zaman siz: Allahümme! Rabbena leke'l-hamd deyiniz. Secde ettiği zaman, secde ediniz. Oturduğu halde kıldığı zaman hepiniz oturarak kılınız."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 625

Aişe'nin (r.ah.) Ubeydullah b. Utbe'den (r.a.) rivayet ettiğine göre, Ubeydullah b. Utbe şöyle anlattı:
Aişe'nin huzuruna girdim ve ona: Allah Resulü'nün (a.s.) hastalığından bahseder misiniz? dedim. Evet diyerek şöyle anlattı: Peygamber'in hastalığı ağırlaştığı zaman, "İnsanlar namazı kıldılar mı?" diye sordu. Hayır, seni bekliyorlar ey Allah'ın Resulü! dedik." (Öyle ise) benim için leğene su koyunuz" diye emretti. Su koyduk, o yıkandı. Sonra kalkmağa davranırken bayıldı. Sonra ayıldı. Yine: "İnsanlar namazı kıldılar mı?" diye sordu. Hayır, seni bekliyorlar Ey Allah'ın Resulü! dedik. Yine: "Benim için leğene su koyunuz," buyurdu. Biz suyu koyduk, (oturup) yıkandı. Sonra kalkmağa davranırken yine bayıldı. Sonra ayıldı. Yine: "İnsanlar namazı kıldılar mı?" diye sordu. Hayır, seni bekliyorlar Ey Allah'ın Resulü! dedik. Yine: "Benim için leğene su koyunuz" buyurdu. Biz suyu koyduk, o yıkandı. Sonra kalkmağa davranırken tekrar bayıldı. Sonra ayıldı ve: "İnsanlar namazı kıldılar mı?" diye sordu. Hayır, onlar seni bekliyorlar Ey Allah'ın Resulü! dedik. O sırada halk mescitte Allah Resulü'nü yatsı namazına bekleyip duruyorlardı. Bunun üzerine Allah Resulü, halka namaz kıldırması için Ebu Bekr'e (haber) gönderdi. Haberci Ebu Bekr'e gidip Allah Resulü sana insanlara namaz kıldırmanı emrediyor dedi. Ebu Bekr (ki yüreği yufka bir zat idi): Ey Ömer! İnsanlara sen kıldır, dedi. Ömer ona: Sen bunu yapmaya daha layıksın cevabını verdi. (Allah Resulü'nün hasta olduğu) O günlerde halka namazı Ebu Bekr kıldırdı. Sonra Allah Resulü vücudunda hafiflik hissedip birisi Abbas olan iki kişi arasında öğle namazını kılmak için çıktı. Ebu Bekr halka namaz kıldırıyordu. Ebu Bekr Peygamber'i görünce geriye çekilmek için davrandı. Peygamber ona: Geriye çekilme, diye işaret etti. Peygamber kendisini götüren iki kişiye: "Beni onun yanına oturtunuz," dedi. Onlar Peygamber'i Ebu Bekr'in yanına oturttular. Ebu Bekr ayakta olduğu halde Peygamber'in namazına uyarak namaz kıldırıyordu. Cemaat da Ebu Bekr'in namazına uyarak namaz kılıyorlardı. Halbuki Peygamber oturduğu yerde namaz kılıyordu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 629

Enes b. Malik (r.a.) şöyle haber verdi:
Hz. Peygamber'in vefatı ile neticelenen hastalığı günlerinde Ebu Bekr kendilerine namazı kıldırıyordu. Nihayet (vefatının tesadüf ettiği) pazartesi günü oldu. Ashap(sabah) namazı içinde saf saf durmuşlardı. Allah Resulü Aişe'nin odasının kapı perdesini açtı ve ayakta durarak bizlere baktı. Yüzü Mushaf yaprağı gibi bembeyazdı. Sonra (onların namazda saf bağlayarak durduklarını görüp çok sevindi ve) tebessüm ederek güldü. Enes der ki: Biz namazda olduğumuz halde Allah Resulü'nün çıkışı ile sevincimizden şaşırdık. Ebu Bekr, Allah Resulü'nün namaz kılmak arzusu ile çıktığını sanarak topukları üzerinde geri ilk safa ulaşmak için çekildi. Allah Resulü onlara eliyle: Namazınızı tamamlayınız diye işaret etti. Sonra (Aişe'nin odasına) girdi ve kapı perdesini indirdi. Enes der ki: İşte Allah Resulü göründüğü bu pazartesi günü vefat etti.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 636

Ebu Musa (r.a.) şöyle anlattı:
Allah Resulü (a.s.) hasta oldu. Hastalığı şiddetlenince, "Ebu Bekr'e söyleyin de halka namazı kıldırsın" buyurdu. Aişe Ey Allah'ın Resulü! Ebu Bekr pek yufka yürekli bir kimsedir. Ne vakit senin makamında durursa halka namaz kıldıramaz, dedi. Bunun üzerine (tekrar): "Ebu Bekr'e söyle namazı o kıldırsın! Şüphesiz ki siz Yusuf'un (a.s.) Sahibelerisiniz (yani onun günündeki kadınlar gibisiniz) " buyurdu. Böylece Allah Resulü hayatta iken Ebu Bekr halka namaz kıldırdı.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 638

Sehl b. Sa'd Saidî'nin, anlattığına göre:
Allah Resulü (a.s.) aralarını düzeltmek için (bir kere) Amr b. Avf oğullarının yurduna gitmişti. Namaz vakti geldi. Müezzin (Bilâl) Ebu Bekr'e gelip: Halka namaz kıldırır mısın, ikamet edeyim mi? diye sordu. O da, evet, dedi. Arkasından Ebu Bekr namaza başladı. Halk namazda iken Allah Resulü çıkageldi. Safları yara yara birinci safa vardı. Onu gören cemaat el çırptılar. Ebu Bekr namazı kılarken başını çevirmezdi. Arkasındaki cemaat el çırpmayı çoğaltınca başını çevirdi ve Allah Resulü'nü gördü. Allah Resulü: "Yerinde dur!" diye kendisine işaret etti. Ebu Bekr ellerini kaldırıp Allah Resulü'nün kendisine olan bu emrinden dolayı Aziz ve Celil Allah'a hamd etti. Sonra Ebu Bekr birinci safa girinceye kadar geri gitti. Allah Resulü de ileriye geçip namazı kıldırdı. Sonra namazdan çıktı ve: "Ey Ebu Bekr! Sana emrettiğim vakit yerinde kalmaktan seni engelleyen ne idi?" diye sordu. Ebu Bekr de: Ebu Kuhafe'nin oğlu için Allah Resulü'nün önünde (durup) namaz kılmak layık olmaz, dedi. Allah Resulü cemaate dönüp: "Size ne oluyordu? El çırpmayı neden bu kadar çoğalttınız? Namazda iken her kim farklı birşey olduğunu görürse sübhanallah desin. Tesbih ettiği vakit elbette kendisine (imam tarafından) iltifat ve dikkat olunur. El çırpmak kadınlara mahsustur" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 639

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.): "Sübhanallah demek erkeklere, el çırpmak kadınlara mahsustur" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 641

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlattı:
Bir gün Allah Resulü (a.s.) bize namaz kıldırdı. Sonra namazdan çıkınca şunları söyledi: "Ey falanca! namazını niye güzel kılmazsın? Namaz kılan kimse, namaz kıldığı zaman nasıl namaz kıldığına bakmaz mı? Çünkü namaz kılan, ancak kendisi için namaz kılar. Vallahi ben önümden gördüğüm gibi muhakkak arkamdan da görürüm (yahut: Önümdekini gördüğüm gibi arkamdakini de muhakkak görürüm)."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 642

Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu: "Rükuyu ve sücudu dosdoğru yapınız. Vallahi ben sizi rüku ettiğiniz ve secdeye vardığınız zaman arkamda iken de (yahut: sırtımın arkasından da) muhakkak görüyorum."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 644

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Hz. Muhammed (a.s.) şöyle buyurdu: "Namazda başını imamdan evvel kaldıran kimse, Allah'ın onun başını eşek başına dönüştürmeyeceğinden emin olamaz" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 647

Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Saflarınızı doğru tutunuz, çünkü safların doğru tutulması namazın kemalindendir" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 656

Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Namazda saflarınızı tamamlayınız. Çünkü ben sizi arkamda iken görmekteyim" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 657

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) buyurdu ki: "Namazda safları doğrultunuz. Çünkü saf doğrultmak namazın güzelliğindendir."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 658

Numan b. Beşir (r.a.) şöyle dedi:
Allah Resulü'nden (a.s.) işittiğime göre şöyle buyurdu: "Ya saflarınızı düzeltiniz, ya da Allah Teala'nın yüzlerinizi ayrı ayrı taraflara çevireceğini muhakkak bilesiniz."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 659

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Ezan okumakta ve birinci safta ne (bereket ve) hayırlar olduğunu bilseler de (onlara nail olmak için) kura atmaktan başka çare bulmasalar, muhakkak kura atarlar, (her namazın) ilk vaktinde olan fazileti bilseler (ona yetişmek için) muhakkak yarış ederler ve yatsı ile sabah (cemaatlerin) daki ilahî lütufları bilseler emekliyerek de olsa onlara giderlerdi."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 661

Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: "Eğer öndeki safta olan (hayır) ları bilseydiniz (yahut bilselerdi) mutlaka kura atmak gerekirdi" buyurmuştur.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 663

Sehl b. Sa'd (r.a.) şöyle anlattı:
Vallahi ben (bazı) kimseleri bellerindeki fûtaları dar oldukları için çocuklar gibi boyunlarına bağlamış olarak Peygamber'in arkasında namaz kılarlarken gördüm. Bir sözcü (kalkarak cemaate gelen kadınlara): Ey kadınlar topluluğu! Erkekler doğrulup kalkmadıkça başlarınızı secdeden kaldırmayınız, dedi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 665

Abdullah b. Ömer (r.a.)
Hz. Peygamber'in (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletti: "Herhangi birinizden hanımı mescide gitmek için izin isterse sakın onu engellemesin."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 666

Hz. Peygamber'in eşi Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:
Allah Resulü (a.s.), şimdiki kadınların yaptıklarını bir görseydi, mutlaka İsrail oğullarının kadınlarının engellendiği gibi, onların mescide gitmesini de engellerdi. Ravi der ki: Ben Amre'ye, İsrail oğulları kadınları mescitlerden menolunmuşlar mıdır? diye sordum, Amre: Evet, dedi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 676

İbn Abbas (r.a.)
Namazını kılarken sesini yükseltme, o kadar da kısma, ikisinin ortasında bir yol tut!ayeti hakkında şöyle dedi: Bu ayet indiği sıralarda Allah Resulü (a.s.) Mekke'de gizli yaşıyordu. Fakat ashabıyle namaz kıldığı zaman Kur'an okurken sesini yükseltiyordu. Müşrikler ise, Kur'an'ı duyunca hem Kur'an'a, hem onu gönderene, hem de kendisine Kur'an gelene küfrediyorlardı. Bunun üzerine Yüce Allah Peygambere: Namazda kıraatını yüksek sesle okuma,sonra müşrikler kıraatını işitirler. Kıraatını ashabından tamamen de gizleme.Kur'an'ı onlara işittir, fakat bunu bağırmak derecesine de vardırma. Bunun ikisi arası bir yol tut,bağırmakla gizlemek arası, buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 677

Hz. Aişe (r.ah.)
Namazını kılarken sesini yükseltme, o kadar da kısma, ikisinin ortası bir yol tut!ayeti hakkında şöyle dedi: Bu ayet, dua hakkında indirilmiştir.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 678

İbn Abbas (r.a.)
Onu tekrarlayıp dilini kımıldatmaayeti hakkında şöyle dedi: Peygamber (a.s.), Cebrail vahyi getirdiği zaman, onları ezberleyip zaptetmek kendisine güç gelir ve bundan dolayı çok kereler dilini ve dudaklarını oynatırdı. Vahy'in geldiği, durumundaki değişikliklerden anlaşılırdı. Bunun üzerine Allah Teala ona meâlen şöyle dedi: Onu acele kavrayıp ezberlemek için dilini onunla kımıldatma!Çünkü onu toplamak ve okutmak şüphesiz bizim işimizdir.Şüphesiz onu göğsünde toplamak ve dilinde akıtıp okutmak bizim işimizdir. Sen onu okuyacaksın. Öyle ise biz onu okuduğumuz vakit, sen onun okunuşuna uy!Dedi ki: Onu indirdiğimiz vakit onu dinle. Sonra onu açıklamak da şüphesiz bizim işimizdir.Onu senin dilinle beyan etmek bizim işimizdir. İşte bundan sonra Cebrail ona geldiğinde susardı. Cebrail gittiği zaman ise Allah'ın ona vadettiği gibi gelen vahyi okur idi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 679


devamı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder